Yeraltı, başta Şamanist tradisyon olmak üzere birçok tradisyonda mevcut bir kavram olup, sembolik anlamıyla ölüm olayı ile bedenlerini terk edenlerin göçtükleri öte-alemi ifade etmek üzere kullanılmıştır.
Yeraltı kavramına fiziksel alem, aracı (süptil) alem ve kutsal alem şeklinde üç alem (Yer, Yeraltı, Gök) anlayışını esas alan Şamanizm’in (Asya şamanizmi, K. Amerika Kızılderilileri, Okyanusya yerlileri) yanısıra Maya, Grek, Kelt, Tibet, Fin, Lapon, Estonya tradisyonlarında da rastlanır. Köken olarak Şamanist bir kavram olan yeraltı kavramının diğer tradisyonlara Asya Şamanizm’i yoluyla geçmiş olduğu sanılmaktadır. Continue reading ‘Yeraltı’
Horus’un gözü eski Mısır tasvirlerinde ilâh Horus’un “Ay gözü” de denilen sol gözüne verilen addır. Horos’un gözünün eski Mısır tradisyonunda başlıca iki anlamda kullanıldığı belirtilir:
Ankh, “T” harfinin üzerine oturtulmuş küçük bir daireden ibaret olup, en yaygın eski Mısır sembolüdür. İsis misterleri inisiyasyonunda kullanılan bu sembole birçok Mısır ilahının elinde rastlanmakla birlikte, en çok İsis’in elinde rastlanır. Sembole “kulplu haç” (crux ansata) da denilir. Sembolün dairenin altında kalan, Tau adıyla bilinen “T “ kısmı Maya, İnka, Hindu, Çin ve Kalde yazıtlarında rastlanan, birçok alfabede kullanılan bir harftir.
Demiurgos ya da Demiurge, eski Yunan tradisyonunda Dünya’yı oluşturan ilahtır. Bu ad, “insanlar” anlamındaki “demos” sözcüğü ile “iş” anlamındaki “ergon” sözcüğünden türetilmiş olup, “insanlar için imal eden, şekil veren, mimar” anlamına gelmektedir. Fakat bu ilahın Yaratıcı olmadığı da belirtilir. Demiurgos’un en belirgin özelliği bir şeyi yoktan var etmemesidir; yaratmaz, yoktan bir şey var etmez, fakat yaratılmış olana biçim vererek bir şeyler meydana getirir, yaratılmış olanı düzenleyerek yeni yeni şeyler meydana getirir. Dünya’yı da böyle, biçimlendirerek ve unsurlarını düzenleyerek oluşturmuştur. Bu ilah sembolünün, özellikle Platoncular ve Gnostikler’ce kullanılmış olduğu görülmektedir.
Gematria Kabala’yı esas alarak sözcükler ve sayılar üzerine yapılan kabalistik çalışmalarla ilgili bir uzmanlık alanıdır. Gematria’da, ebced hesabında olduğu gibi, alfabenin (İbrani alfabesinin) her harfine nümerik bir değer verilir. Böylece her sözcüğün belirli bir sayısal değeri olmasının yanısıra, sayısal değeri birbirine eş olan birçok sözcük olabilir, yani herhangi bir sayı birkaç sözcüğü temsil edebilir. Aynı sayısal değeri taşıyan sözcükler birbirine eş olarak kabul edilirler ki, Gematria çalışmalarındaki temel yöntemlerden biri bu sayısal değeri aynı olan sözcükleri birbirlerinin yerine kullanmaktır.
Vitriol bir simya terimidir. Latince’de 7 sözcükten oluşan “Visita Interiora (Interiorem) Terræ (Tellus) Rectificando Invenies Occultum (Operae) Lapidem” cümlesindeki sözcüklerin baş harflerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş sembolik bir ifadedir. Bu cümle Türkçe’ye “Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı (felsefe taşı’nı) bulacaksın.” biçiminde çevrilir. Bu cümledeki yeraltına inme sembolizmiyle belirtilmek istenen, pek çok inisiyatik tradisyonda cehenneme iniş olarak ifade edilen deneyimdir. Bu cümlede simgelenen anlam “arınıp saflaşmak istiyorsan cehenneme iniş deneyimini yaşamalısın” olarak ifade edilir.
Omen sözcük anlamıyla “alamet, işaret” anlamına gelmekte olup, Okültizm terminolojisinde bir mesaj içeren ya da gelecekteki olayların psişik veya normal-dışı biçimde kendini gösteren ön belirtisine verilen addır.
Terim Tanrısal sesin konuştuğu ağızla ilgili olarak, Latince’de “ağız” anlamındaki “os” sözcüğünden türetilmiştir. Eski uygarlıklar omenlere önem vermişler, omenler ile önemli olaylar arasında olası ilişkileri saptamak üzere gözlemlerde bulunmuş ve çoğunlukla bunları kaydetmişlerdir. Özellikle Mezopotamyalılar’ın omenleri düzenli olarak tabletlere kaydettikleri görülmektedir. Eski uygarlıklardaki genel kanı omenlerin ilâhî bir mesaj olduğuydu.
Tahıl tanrıçası Demeter (Ceres) ve kızı Persephone (Kore) onuruna her yıl düzenlenen Eleusis Gizemleri, eski Yunanistan’daki tüm ritüel kutlamalarının en kutsalı ve en saygı duyulanıydı. Bu şenlikler, Atina’nın yaklaşık yirmi iki kilometre batısında bulunan Eleusis kentinde, büyük olasılıkla Miken döneminden beri kutlanmakta olup, iki bin yıllık bir geçmişe sahiptiler. Yunanistan’ın her yerinden ve sonraları tüm Roma İmparatorluğunun dört bir yanından gelerek bir araya toplanan müritler Atina ve Eleusis arasını yürüyerek hacı olurlar ve sonra da Grek dininin en yüce mertebesi kabul edilen Eleusis gizli törenlerine katılırlardı.
‘Ayı aşağı çekmek’ olarak çevrilebilecek bu kavram, özellikle dolunayda yapılan esbatlarda Yüce/baş rahibe tarafından gerçekleştirilen özel ritüele verilen addır ve tanrıçanın enerjisini bedenleştirerek çağırmak veya lunar çalışmalarda ayın enerjisinden faydalanmak için kullanılır. Aynı şekilde bazı geleneklerde rahibin gerçekleştirdiği ‘drawing down the sun’-'güneşi aşağı çekmek’ formu da mevcuttur. Ayı aşağı çekmek, standart bir esbattan ve uygulamadan farklı içeriğe sahip bir çalışmadır, gerekli vizüalizasyon ve bilinç durumuna geçiş, özel jest ve gereçlerle saf iradenin odaklanmasını gerektirir.
Gölgeler Kitabı, geleneksel olarak bir coven’e ya da geleneğe ait majikal ve ritüel günlüğüne verilen isimdir. Yüce/baş Rahibe veya rahip tarafından himaye edilir ve initiate/dedicant tarafından el yazısıyla kopya edilmesine izin verilir. Belirli bir geleneğe ait olarak; o geleneğe ait kuralları, pratikleri, etiği, çeşitli konulardaki öğretici materyali, ritüel formları vs. yazılıdır. Günümüzde yalnız uygulayıcılar da tuttukları günlüğe bu adı verir ve aynı şekilde kişisel deneyimlerini ve notlarını, pratiklerini, ritüellerini yazdıkları deftere gölgeler kitabı adını verirler. Wicca�da ana gölgeler kitabı ancak el yazısıyla birebir kopya edildikten sonra inisiyenin kişisel materyalini eklemesine izin verilir. Bazen bu kişisel majikal günlüğe ‘grimoire’ adı verilir ve ‘gölgeler kitabı’ndan ayrı tutulur.
Search BlogHakkında
|
Kategoriler
|
|||
